Gülbin PEKEL
Değişimin Ayak Sesleri  21.01.2021   (1123) Okunma

 “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Herakleitos (MÖ.535-MÖ.475)
Değişimin gerekliliğini 2500 yıl önce ünlü Yunan filozofu işte böyle dile getiriyor. Değişim; hayatın her alanında, her dönem gerçekleşen ve sonu gelmeyen bir durumdur. . Öncelikle değişimin doğasını anlamak ve bunun hayatın gereği ve gerçeği olduğunu kavramak gerekir.

Artık tüm insanlık olarak büyük bir değişimin eşiğindeyiz. 250 yıl önce temelleri atılan Sanayi Devrimi’ nin yaşadığı bir dönemi bitiriyoruz ve  endüstri toplumundan bilgi ve teknoloji toplumuna geçiş yapıyoruz.. Bu farklı toplumsal yapı; aile, iş, iletişim ve sosyal yaşam gibi hayatın dinamiklerini oluşturan konularda da ciddi farklılıklar gösteriyor. Hatta değişim konusunda şu an, insanlık tarihinde çok önemli bir dönüm noktasındayız. Yakın bir gelecekte birçok işi artık yapay zeka  yazılımları ve robotlar yapmaya başlayacak.

Dijitalleşmenin hız kazandığı ve önünün alınamadığı günümüzde, bilhassa  yaşamının  büyük bir kısmını endüstriyel yapının etkisi altında geçirmiş bizler bu değişime ayak uydurmakta zorlanıyoruz. 

Saniyeler içinde binlerce bilginin üretildiği ve yer değiştirdiği, bu teknoloji/sosyal medya çağında, çocuklarımızla aramızda  sanki  uçurumlar var. 

Bundan birkaç yüzyıl önce, insanlarda kâşif ruhu ve bilinmezi bulmaya yönelik inanılmaz bir iştah varmış. Günümüzde ise okullarda çocuklar keşfedilebilecek hiçbir şey bulamıyor. Merak duyguları köreldi ve alışılagelen yöntemlerin dışına pek çıkmak  istemiyorlar.

Çocuklar  hayatlarında hiç risk almadan ve hiç konfor alanından çıkmadan yaşıyor. Sorgulamayan, basma kalıp fikirlerle kopyala yapıştır ve  hazırcı  bir sistem ile karşı karşıyayız. 

Dünyanın en büyük firmalarından biri olan Alibaba’nın kurucusu Jack Ma, bakın bu konuda ne diyor:
‘’ Eğitim artık büyük bir mesele. Eğer öğretme şeklimizi değiştirmezsek, 30 yıl sonra başımız büyük belada olacak. Çünkü öğretme şeklimiz ve çocuklarımıza öğrettiklerimiz 200 yıl öncesinden kalma işler. Çocuklarımız, ancak eğitim sistemimizi değiştirirsek makinelerle rekabet edebilir. Zira, 2030 yılına kadar, makineler 800 milyon kişinin yerini alabilir. Çocuklarımıza öğretmemiz gereken şey, insani becerilerdir. Değerler, inanmak, bağımsız düşünme, ekip çalışması, başkalarına değer vermek, bunlar insani becerilerdir. Böylece hiçbir makine bizi yakalayamaz.’’

İş hayatına gelecek olursak;  hemen her sektörde rekabet farklı bir boyut kazandı. Yeni ve güçlü rakiplerin Pazar payını kapması ile birlikte rekabet etmek önem kazandı. 

Ürün ve servislerimizi müşterilerimize sunmak için geleneksel yolları kullanmak artık yeterli olmuyor. İnsanların ihtiyaç ve beklentileri sürekli değişiyor ve gelişiyor. 

Kısacası; yeniden öğrenmeye başlamamız gerekiyor. Çünkü; eski bildiklerimiz geleceğin dünyası için yeterli olmayacaktır.  İşte bunun gibi unsurların hepsi, bizlere bir mesaj veriyor; nedir bu mesaj? Artık değişime uyum sağlamalısın, kendini yenilemelisin, yoksa? Cevabı ünlü bilim adamı Darwin vermiş:
 “Ne en güçlüler ne de en zekiler hayatta kalabilir. Sadece ve sadece değişime uyum sağlayanlar hayatta kalır.’’